Prof. Dr. YAŞAR EREN

KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

 

KONYA İLİ VE ÇEVRESİNİN DEPREMSELLİĞİ        

 

KONYA İLİ VE ÇEVRESİNİN DEPREMSELLİĞİ.PPT

27 TEMMUZ 2011 ILGIN DEPREMİ (yeni)
10-11 EYLÜL 2009 KONYA DEPREMİ

 

            Neo-tektonik konum açısından, Konya’nın da içinde yer aldığı kesim “Orta Anadolu Ovalar Bölgesi” olarak tanımlanır (Şengör ve Yılmaz, 1981). Bölgenin ve Güneybatı Anadolu’nun Yeni tektonik dönem içindeki gelişimi Koçyiğit (1984) tarafından ayrıntılı olarak verilmiş ve blok faylanmaların bölgede depremselliği yüksek alanlar oluşturduğu ifade edilmiştir. Konya bölgesi morfolojik olarak kuzeyde egemen olarak KB-GD ve K-G gidişli yükseltiler ile yine bu yükseltiler arasındaki havza ve yaylalarla karakterize olmuştur. Sultandağları, Emirdağları ve Tuz Gölü doğusundaki Ekecik dağları önemli yükseltileri; Akşehir grabeni, Beyşehir grabeni, Cihanbeyli yaylası ve Aksaray havzası ise önemli tektonik çöküntüleri oluşturur. Konya yakın çevresinde ise K-G ve D-B gidişli Bozdağlar, Batıda volkanik Erenler dağı, Konya havzası ve Obruk yaylası önemli morfolojik elemanlardır. Konya güneyinde ise, güneye doğru dış bükey Toros dağları yer alır. Bu kesimde KD-GB yönelimli Bolkardağları ve KB-GD gidişli  Özyurt Dağları ana yükseltilerdir. Güneydeki Karaman ve Ereğli havzaları içinde Karadağ ve Karacadağ gibi volkanik dağlar yükselir. Bölgenin ana morfolojisini yükseltiler ile havzaları sınırlayan değişik gidişli, egemen olarak yanal atım da sunan normal faylar şekillendirmiştir. Bu blok faylanmalar sonucu yükselen kesimler dağlık, çöken kesimler ise havzaları oluşturmuştur. Yükseltilerde yaşları Paleozoyik-Eosen   arasında değişen  ve Paleo (eski)-tektonik rejime bağlı olarak deforme olmuş, kırıklanmış temel kayaçları yüzeylerken, yükseltiler arasındaki çöküntü havzalarında egemen olarak Miyosen-Güncel yaşlı gölsel, karasal ve volkanik kayaçlar yüzeylemektedir (Şekil 1).

 

Şekil 1: Konya ve çevresindeki temel ve örtü kayaçları ile önemli fayları gösteren jeoloji haritası (1/500 000 ölçekli Tükiye Jeoloji Haritası ve Koçyiğit 1984; Görür ve diğ., 1984; Özcan ve diğ., 1990; Eren, 1993; Ulu ve diğ., 1994; Eren 1996a, 1996 b, 2000 ve Eren ve Aksoy, 1999’un yayınlanmamış arazi çalışmalarından hazırlanmıştır).

 

Bölgede yükseltileri sınırlayan en önemli faylar Akşehir fay zonu, Tuzgölü fay zonu, Beyşehir fayı ve Emirdağ fayıdır (Koçyiğit 1984, Koçyiğit ve diğ., 2000, Görür ve diğ., 1984). Bunların yanı sıra İnsuyu fayı, Ilgın fayı, Eldeş fayı, Güvenç fayı, Altınekin fayı ve Konya ovasını sınırlayan Konya fay zonu, Karaömerler fayı, Divanlar fayı ve Göçü fayı yörenin diğer önemli neo-tektonik yapılarını oluşturur (Özcan ve diğ., 1990; Ulu ve diğ., 1994; Eren, 1993, 1996a ve 2000). Söz konusu kenar faylarının dışında gerek yükseltiler, gerekse havzalar içinde farklı uzunluk ve gidişlerde çok sayıda fay bulunmaktadır. Bu fayların büyük bir bölümü yaklaşık Pliyosen’den itibaren etkin olan Yeni-tektonik rejime bağlı olarak oluşmuş ve büyük bir çoğunluğu günümüze kadar aktifliğini korumuş veya potansiyel olarak aktif olabilecek faylardır. Bölgenin en önemli fayı olan KB-GD gidişli Akşehir fay zonunun bulunduğu kesim “Argıthanı sismik boşluğu” olarak tanımlanmış ve bu fay zonunun gelecekte önemli depremler oluşturabileceği varsayılmıştır (Demirtaş ve Yılmaz, 1996).

 

 

Konya İl Merkezi için potansiyel açıdan risk oluşturabilecek faylar

1-Konya Ovası dışında yer alan fay    zonları

Akşehir Fay zonu( 2000 deprem odağı Konya’ya ~108 km mesafede)
Tuz gölü fay zonu (~Konya’ya 136 km)
Ecemiş fay zonu (~Konya’ ya 220 km mesafede)
Bu faylardaki hareket alüviyal bir zemin üzerinde oturan Konya ilinde ciddi hasarlara yol açabilir

2-Konya Ovasını çevreleyen fay zonları

Konya fay zonu

Karaömerler fayı

Divanlar Fayı

Altınekin Fayı

Tatköy Fayı

 

 

Deprem riski açısından Konya ilinin %8’i I. Derece, % 8’i II. Derece, % 17’si III. Derece, % 40’ı IV. Derece ve % 27’si ise V. Derece (tehlikesiz) zon içinde yer alır. Akşehir, Doğanhisar, Ilgın ve Tuzlukçu ilçeleri I. Derece deprem bölgesinde; Hüyük ve Yunak ilçeleri II. Derece deprem bölgesinde yer alırken, Konya il merkezi IV. Derece deprem bölgesi sınırları içinde bulunmaktadır (Özmen ve diğ., 1997). Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre, Konya bölgesinde (37o30’-39o00’ enlem ve 31o30’-33o00’ boylamları arasında), bölgedeki fayların hareketlerine bağlı olarak büyüklükleri 0.0-5.7 arasında değişen 150 adet deprem oluşmuştur (Tablo 1, Şekil 2 ve Şekil 3a).

 

Şekil 2: 1900-.2000 tarihleri arasında Konya bölgesindeki (37o30’-39o00’ enlem ve 31o30’-33o00’ boylamları arasında) deprem episantırları

 

Bu depremlerden 5 tanesi 5-6, 32 tanesi ise 4-5 büyüklüğüne sahip depremlerdir. Yöredeki depremlerin odak derinlikleri 1-107 km arasında değişse de büyük bir çoğunluğunun odak derinliği 1-50 km arsında değişen sığ odaklı depremlerdir (Şekil 3b).

Bölgede 1900-1946 yılları arasında büyüklüğü 4.9-5.7 arasında değişen 5 deprem oluşmuşken, 1946-1999 yılları arasında bu büyüklüğe erişen herhangi bir deprem kaydedilmemiştir.  Ayrıntılı kayıtların bulunduğu 1970-2000   tarihleri arasında 118 deprem oluşmuştur. En fazla deprem 14 adet ile 1978 yılında oluşmuştur (Şekil 3c). Bu yıllar arasındaki verilere göre Konya bölgesinde, en az biri 4-5 büyüklüğünde olmak üzere yılda toplam 5 adet deprem oluşmaktadır.

 

Şekil 3: a) Konya yöresinde deprem büyüklüklerini, b) Konya yöresinde deprem sayısını, c) Konya yöresindeki  depremlerin odak derinliklerini yıllara göre gösteren grafik.

 

 

Geçtiğimiz son yüzyıl içinde hasar verici ve can kaybına yol açan tek deprem 21.02.1946 tarihinde Argıthanı ve Ilgın çevresinde olmuştur. Ms: 5.5 büyüklüğündeki bu deprem yörede 509 binada ağır hasar oluşturmuş ve iki kişinin ölümüne yol açmıştır (Özmen ve diğ., 1997). Kayıtlarda depremin odak derinliği 60 km olarak verilmiştir. Bölgede kaydedilen en büyük magnitüde sahip deprem 26.09.1921 yılında Altınekin ilçesinin 10 km batısında oluşan depremdir. Ms: 5.7 büyüklüğündeki bu depreme ilişkin   herhangi bir hasar veya can kaybı  kaydı bulunmamaktadır. Bu depremlerin yanı sıra 1918 yılında Cihanbeyli kuzeyinde 5.3, 1921 yılında Ilgın-Çavuşçugöl kuzeydoğusunda 5.2 ve 5.4 büyüklüğünde 2 deprem ve 1931 yılında yine Çavuşçugöl kuzeydoğusunda 4.9 büyüklüğünde depremler oluşmuştur (Şekil 2). Konya il merkezinin  bulunduğu kesimde, Konya havzasında çeşitli depremler kaydedilmiştir. Depremler daha çok Konya güneydoğusu ve güneybatısında yoğunlaşma sunmaktadır. Konya’nın 10-25 km güneydoğusunda havza içinde oluşan depremlerin en büyüğü 4.5 magnitüdüne sahiptir. Konya güneybatısında ise merkeze 30-35 km mesafede Hatunsaray-Keten ve İnlice kasabaları arasında depremler yoğunlaşmıştır. Havzaya göre daha yüksek morfolojiye sahip bu bölgede kaydedilen en büyük deprem 4.7 büyüklüğüne sahiptir.

 

 

Deprem episantırlarının dağılımında izlendiği gibi (Şekil 2), Konya bölgesinde deprem açısından riskli bölgeleri Akşehir’in yanı sıra, Ilgın, Yunak-Tuzlukçu, Cihanbeyli kuzeybatısı, Altınekin ve Konya güneybatısı ile güneydoğusu oluşturmaktadır.

 

 

Konya il merkezinin de içinde yer aldığı Konya havzası ortalama 1000 m kotuna sahip, batıda Konya fay zonu (Konya fayı, Özcan ve diğ., 1990)  kuzeyde Karaömerler  fayı (Eren, 1996a), ve doğuda Divanlar fayı (Özcan ve diğ., 1990) ve Göçü fayı ile sınırlı bir çöküntü havzasıdır (Şekil 4).

 

 

Şekil 4: Konya ovası ve çevresinin genelleştirilmiş yapısal haritası

 

Harita görünümü elips şekilli olan Konya havzası yaklaşık K-G gidişlidir. Söz konusu faylar ile Konya havzası göreli olarak çökerken, çevresi ise yükselmiştir (Şekil 5).

 

 

Şekil 5: Konya ve çevresinin genel tektonik yapısını gösteren şematik blok diyagram (Ölçeksiz olarak çizilmiştir).

 

 

Yöredeki ana fay sistemlerini K-G ve D-B batı gidişli faylar oluşturur. Bunların yanı sıra yörede KD-GB ve KB-GD gidişli faylar da bulunur. Söz konusu fayların büyük bir bölümü  az da olsa doğrultu atım bileşeni de gösteren, ancak egemen olarak verev atım bileşenine sahip normal faylardır.

 

 

Konya’ya  en yakın olan fay Konya fay zonudur. Konya fay zonu (KOFZ), Konya’nın hemen batısında 500 evler ile Dikmeli arasından geçmekte  ve bu kesimde yaklaşık 50 km’lik bir uzunlukta izlenmektedir. KOFZ tek bir faydan değil, birbirine paralel olarak yönlenmiş değişik uzunluklardaki bölümlerden oluşmuştur (Şekil 6 ve 7). KOFZ egemen olarak doğuya ve güneydoğuya doğru eğimli normal bir fay olup, azda olsa sağ yönlü doğrultu atımlı bileşene de sahiptir.

 

Şekil 6: Konya batısının jeoloji haritası: 1-kesit yeri, 2-deprem episantırları,3-eğim atımlı normal fay, 4-doğrultu atımlı fay, 5-Bindirme fayı, 6-Topraklı formasyonu (Üst Pliyosen-Kuvaterner), 7-Yürükler formasyonu (Alt Pliyosen), 8-Sulutas volkanitleri (Miyo-Pliyosen), 9- Küçükmuhsine formasyonu (Miyo-Pliyosen),10-Ulumuhsine formasyonu (Miyo-Pliyosen), 11-Sille formasyonu (Miyo-Pliyosen), 12-Hatip ofiyolitli karışığı (Üst Kretase), 13-Çayırbağı ofiyoliti (Mesozoyik), 14-Paleozoyik-Mesozoyik temel kayaçları (Eren 1993, Eren, 1996 ve Aksoy ve Eren,2004, yayınlanmamış arazi çalışmalarından alınmıştır).

 

Konya kuzeyinde Ardıçlı köyü güneyindeki yükseltilerde (Şekil 6) Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı gölsel kayaçların tabanı 1500 m kotunda yüzeylerken, aynı kayaçların tavan kesimleri ise ova  içinde 1000 m kotunda yüzeylemektedir (Şekil 7, I-I’ kesiti). Bu kesimin doğusunda ova içinde KOSKİ tarafından açılan  ve 600 m derinliğe inen sondajlarda, söz konusu birimlerin tabanına inilememesi (Bayram Kahveci, 2005, sözlü görüşme), KOFZ’nun hareketlerine bağlı olarak bu kesimde en az 1100 m’ye varan düşey alçalma ve yükselmenin varlığını göstermektedir. 

Şekil 7: Konya batısının jeoloji kesitleri

 

 

          KOFZ’nun doğusunda  yer alan Yazır fayı  yapısal açıdan ilginç yapılar içermektedir. kuzeykuzeydoğu-güneygüneybatı gidişli Yazır fayı, yörede yüzeyleyen Miyosen-Pliyosen yaşlı gölsel kireçtaşları ile Kuvaterner yaşlı karasal kırıntılılardan oluşmuş havza çökellerini kesmektedir. Konya merkeze bağlı Barsana mahallesinin kuzeyindeki taş ocağı yarmalarında,  Yazır fayının hareketlerine bağlı olarak biri faya paralel diğeri ise faya dik olarak yönlenmiş iki takım genişleme kökenli yapılar (Neptüniyen dayklar-ekstensiyonel yarıklar) gözlenmektedir. Arazi gözlemleri, bu yarıkların, fayın Kuvaterner esnasındaki hareketlerine bağlı olarak yüzey kırıkları şeklinde geliştiğini belgelemektedir. Bu gözlemlerle beraber fay zonuna yakın kesimlerde büyüklüğü 4.4’e varan depremlerin de bulunması KOFZ’nun aktif bir zon olduğunu belgelemektedir.

 

 

Konya’nın batısında KOFZ’nunun yanı sıra, bu zona yaklaşık dik olarak yönlenmiş çoğunlukla doğu-batı gidişli ikinci bir fay sistemi daha bulunmaktadır. Bu fay sistemi de normal fay karakteri sunmakta ve havza çökelleri altında belirsizleşmektedir. Bu faylardan en önemlisi doğu-batı gidişli, ve güneye eğimli Tatköy fayı dır (Eren, 1996b).

 

         

Konya havzasını kuzeyden sınırlayan Karaömerler fayı ise yaklaşık doğu-batı gidişli ve kuzeye doğru eğimlidir. Karaömerler çevresinde belirgin bir morfoloji oluşturmakta ve kuzey-güney gidişli transfer veya doğrultu atımlı faylarla sık sık kesilmektedir. Fay boyunca Karaömerler batısında, askıda kalmış alüviyal yelpaze çökelleri gözlenir.

          Ovayı doğudan sınırlayan Divanlar fayı ise kuzey güney gidişli ve batıya doğru eğimli olup, KOFZ ile beraber bir graben yapısı oluşturur (Şekil 6). Divanlar fayı boyunca alüvyon yelpaze çökellerinin askıda izlendiği basamaklı bir yapı belirgin bir şekilde gözlenir. Divanlar fayı Aksaray yolu güneyinde doğukuzeydoğu-batıgüneybatı gidişli, güneyde ise kuzeybatı-güneydoğu gidişli Göçü fayı ile kesilmiştir (Şekil 1). Bu ana faylar dışında ova içinde de çok sayıda havzaya ait alüviyal çökelleri kesen küçük faylar bulunmaktadır (Eren 2001, Şekil 9d). Havza içindeki sismik etkinlik söz konusu fay sistemlerinin aktif olduğunu göstermektedir.

 

 

Konya il merkezine yakın önemli diğer bir fay ise Altınekin fayıdır (Zıvarık fayı, Ulu ve diğ., 1994). Egemen olarak normal atımlı bir fay olan, ancak yanal atım da sunan Altınekin fayı, Yazıbelen ile Akıncılar kasabası kuzeyine kadar morfolojik olarak izlenmektedir. Söz konusu kesimde 30 km lik bir uzunluğa sahip Altınekin fayı kuzeyde kuzey-güney, güneyde ise kuzeydoğu-güneybatı gidişlidir ve batıya doğru  eğimlidir (Şekil 8).

 

Şekil 8,: Altınekin çevresinin basitleştirilmiş jeoloji haritası (Eren, 2000’den alınmıştır).

 

 

Konya havzasına doğru kademeli faylarla devam etmektedir. Eşleniği olan doğuya eğimli Akçaşar fayı ile beraber Altınekin çevresinde üçgen geometrili ve yaklaşık kuzey-güney gidişli bir horst yapısı oluşturmuştur. Bu faylanmayla temele ait Miyo-Pliyosen  yaşlı kayaçlar (Karaman, 1986) Kuvaterner yaşlı kayaçlarla karşı karşıya gelmiştir. Altınekin kuzeyinde, faya paralel kaynak çıkışları ve küçük göller gözlenmektedir. Altınekin’in 10 km batısındaki 5.7 büyüklüğündeki deprem büyük bir olasılıkla Altınekin fayına bağlı olarak gelişmiştir ve fayın aktif bir fay olduğunu göstermektedir. Deprem episantırının Konya’ya 50 km mesafede olması nedeniyle, bu fay  sadece Altınekin ilçesine değil aynı zamanda Konya merkezine de bir tehdit oluşturmaktadır.

 

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

 

 

SONUÇLAR

Özet olarak Konya bölgesinde aktif veya potansiyel olarak önemli uzunluklarda faylar bulunmaktadır.

Bu faylar çevre il ve ilçeler için potansiyel açıdan  tehdit oluşturur. Ancak, bilinen tarihsel dönem içinde bu faylara bağlı olarak gelişmiş yıkıcı depremler hemen hemen bilinmemektedir. Ayrıca, sismik açıdan kayıtların tutulduğu dönemlerde de, özellikle Konya il merkezi ve çevresinde beklenenden daha az  etkinlik bulunmaktadır.

Bu durum ana olarak, ya söz konusu fayların oluşturduğu depremlerin tekrarlanma aralıklarının oldukça uzun (yüz yıllar veya bin yıllar) olmasından veya bu faylardaki hareketin tektonik açıdan çok yavaş ve sürekli bir şekilde gelişmesinden kaynaklanmaktadır.

Sismik etkinliğin, Yazır bölgesinde eski depremlerin yüzey kırıklarını yansıtan neptünyen daykların ve ender de olsa orta büyüklükteki depremlerin varlığı, bölgede her iki seçeneğin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bölgedeki fayların büyük bir bölümü egemen olarak normal fay karakterlidir. Bu nedenle bölgede oldukça büyük magnitüdlü deprem oluşması ihtimali azdır.

Konya il merkezinin bulunduğu kesimde de tarihsel dönem içinde yıkıcı bir deprem kaydedilmemiştir.. Ancak yörenin yukarıda belirtilen tektonik özellikleri, şehrin bundan sonraki yapılanmasında, oluşma ihtimali az da olsa 6-6.5 büyüklüğündeki bir depremin göz önünde bulundurulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

 

 

ÖNERİLER

Genelde alüviyal-Gölsel çökeller üzerinde kurulu olan Konya ovası içinde çok katlı yapılaşma gözden geçirilmelidir

Öncelikle, Konya İl Merkezinin Güneybatı, Batı ve Kuzeydoğusunda temel kayaların (sağlam kayaların) bulunduğu bölgeler etüt edilerek (her açıdan)
 

1-Çok katlı yapılar bu bölgelerde oluşturulacak uydu kentlere yerleştirilmelidir

 

2-Sadece Deprem riski değil aynı zamanda Gelecek nesiller düşünülerek EKİME ELVERİŞLİ ARAZİLER Yerleşime kapanmalıdır.

 
3- Ekime elverişli olmayan arazilere (varsa?) Alüvyon kalınlığı ve tüm zemin özellikleri belirlendikten sonra Uygun katlarda yapılardan oluşan Koru-kentler oluşturulmalıdır

 

 

                                                                                   

                        Konya fayları                    Konya'nın depremselliği.ppt